Gerze Piretün Bahçesi

Piretün Bahçesi ‘nin hikayesi 2015 yılında küçük bir kahvaltı bahçesi olarak başladı .2016 yılında biraz daha büyüdü ve 2017 yılında eklenen 5 yeni ev ile konaklama hizmeti vermeye başladı.Bu gün  doğa içinde 5 ev ve 250 kişilik  hizmet kapasitesi  ile Mayıs – Kasım ayları arasında hizmet  vermeye devam etmekteyiz.

Piretün evleri ile Gerze’de konaklayabileceğiniz doğal manzarası ile göz kamaştırmaktadır.

Piretün Evleri Gerze

Gerze’de yer alan Piretün Evler barbekü olanakları sunmaktadır. Tesis 2018 yılında inşa edilmiş olup teras ve ücretsiz Wi-Fi içeren klimalı konaklama birimleri sunmaktadır. Bu kır evinde tam donanımlı mini mutfak, yemek alanı ve düz ekran TV bulunmaktadır. İngilizce ve Fransızca konuşan resepsiyon personeli konuklara kesintisiz tavsiyelerde bulunabilir. Konuklar bahçede de dinlenebilirler. Sinop, kır evine 37 kilometre mesafededir. En yakın havaalanı olan Sinop Havaalanı, Piretün Evler’e 37 kilometre mesafededir.

Piretün Bahçesi

Piretün nedir? Piretün bir dağ meyvasıdır. Anadolu’da koca yemiş olarak ta bilinir. Sadece Gerze’de PİRETÜN denir. Piretün ağacı, taşlı arazide yetişir ve çok yavaş büyür. Eylül ayında sarı  çilek şeklinde açar ve ekim ayında kırmızı olur . -10 dereceye kadar dayanıklıdır. Kuşlar çok sever , çok yenmemesi tavsiye edilir. Özellikle bu bölgede çok yetişir.  Piretün ağacı birçok ünlü restoran ve otellerin bahçelerinde çok değerli bir süs bitkisidir. Kışın yaprak dökmez, reçeli yapılır. Latince isimi Arbutus Unedo dur.Bahçemizde çok sayıda vardır. Bahçemiz ismini bu özel ve YÖRESEL bitkiden alır!

Gerze yangını 1956

1- Yangınının Çıkışı
Cumhuriyet tarihinin en büyük felaketlerinden birisi olan ve 13 Şubat 1956 tarihinde başlayan Gerze yangının çıkış nedeni tam olarak bilinememektedir. Ancak kısa süre içerisinde tüm ilçeyi kaplayarak
Gerze’nin deyim yerindeyse yanıp kül olmasına neden olmuştur. Tahmin üzerine yangınının ilk kıvılcımısaat 18.30 sularında Gerze Mal Müdürünün evinden çıkmış ve şiddetli lodosun etkisiyle süratle genişleyerek tüm ilçeye sıçramıştır (Milliyet, 14.02.1956: 3; Cumhuriyet, 15.02.1956: 1).

Görgü tanıkları olayın gelişimini şu şekilde anlatmışlardır: “Gerze yangını başladığında kasaba halkının bir kısmı camide akşam namazındaydı. Bir iki gün önce İstanbul ve çevresini kasıp kavuran lodosu belki duymuşlardı. Sucu Mehmet’in evinde kiracı olarak oturan ve Gerze’ye yeni atanan Mal Müdürünün eşi ise, lodosa, hele böyle lodosa hiç alışık değildi. Rüzgâr kasabayı kasıp kavururken Mal Müdürünün eşi kapı çalındı sandı, kapıyı açtı ve olan oldu. Odanın ortasındaki mangalda duran közler yerlere dağıldı oda bir anda alev aldı.” (Milliyet, 16.02.1956: 3).

Bu şekilde efsanevi olarak anlatılagelen olay sonrasında bütün ilçe yangının esiri olmuştur. 60 yıl önce meydana gelen ve yaklaşık 18 saat süren bu yangınla beraber Gerze neredeyse tamamen yanmıştır. Ayrıca Bafra istikametine doğru genişleyen yangın kasabanın gerisindeki ormanlığa da sirayet etmiş ve civar nahiyeleri de tehdit etmiştir (Milliyet, 15.02.1956:
Böylelikle yangın ne yazık ki Türkiye Cumhuriyeti’nin o zamana kadar gördüğü en büyük afetlerden birisi olmuştur.

2-Yangının Verdiği Zarar
Felaketin Gerze’ye maddi/manevi zararı çok büyük olmuştur. Yangın sonrasında 18 kişi hayatını kaybetmiş , 833 ev ve 300 dükkân yanarak kullanılamaz hale gelmiştir2 (BCA, Fon Kodu: 030.01.68.425.2;Cumhuriyet, 15.02.1956: 1; Milliyet, 16.02.1956: 3). Bunlardan 267 ev, 103 dükkân Hamidiye mahallesinde, 236 ev 7 dükkân Köşk mahallesinde, 330 ev ve 190 dükkân Çarşı mahallesindedir. Hayatını kaybedenlerin
önemli bir kısmı hamama sığınan kişilerdir. Ölenlerden birisi 4,5 aylık bir bebektir (Milliyet, 15.02.1956: 1). Bu kişiler dumandan boğularak vefat etmişlerdir. Yangın sonrasında birçok imalathane yanmıştır. Ayrıca
felaketle hükümet konağı, adliye, jandarma, postane, askerlik şubesi, Ziraat Bankası binası ve hapishane tamamen kullanılamaz hale gelmiştir. Belediye binası, inhisarlar, sağlık merkezi, ortaokul, iki ilkokul
binalarıyla belediye elektrik santrali kurtulmuştur. Evleri kullanılamaz hale gelen aileler yanmamış olan binalara ve çevre köylere yerleştirilmişlerdir (BCA, Fon Kodu: 030.01.68.425.2; Milliyet, 14.02.1956: 3).

3- Felaketin Ardından Gerze’nin Durumu ve Yapılan Yardımlar
Büyük afetlerden sonra felaketzedelere hükümetler tarafından yardımların yapıldığı bilinmektedir. Yangından sonra birçok Gerzeli mağdur olmuştur. Bu nedenle Demokrat Parti Hükümeti bölge insanının yaralarını sarabilmek amacıyla yangından kısa bir süre sonra 6683 sayılı kanunu çıkarmıştır. Buna göre kasabada yapılacak her türlü inşaat, tamirat, istimlak, enkaz kaldırma, nakliyat işleri hızla yapılması planlanmıştır. (BCA, Fon Kodu: 030.18.01.02.142.36.6; BCA, Fon Kodu: 030.18.01.02.146.33.19).

Sonuç olarak 1956 Gerze yangını ilçenin fizikî, iktisadî ve ictimaî yapısında büyük değişikliklere neden olmuştur. Özellikle bölge halkının büyük bir kısmının evsiz ve dükkânsız kalması sonraki süreçte yaraların sarılmasını da zorlaştırmıştır. Devlet her ne kadar imkân dâhilinde birçok maddi yardımda bulunmuş olsa da ilçeden farklı şehirlere göç yaşanmıştır. Bu da ilçenin sosyo-ekonomik hayatındaki canlılığın kaybolmasına neden olmuştur.

Netice itibariyle yangın sonrası yaraların sarılmasında devlet ve
milletin hep beraber ortaya koydukları yardımlaşma çabası Gerzelilerin bu felaketi atlatmalarında önemli
katkılar sağlamıştır.

Gerze’nin Tarihi

Karadeniz Bölgesinin gezmeye, görmeye değer tarihi ve tabiat güzellikleriyle dolu olan ilçemiz antik çağlardan bu yana toplumlar tarafından yerleşme ve barınak yeri olarak seçilmiştir. Bir sahil kenti olan ilçemiz yükseklikleri 900 metreye ulaşan Elma ve Köse Dağlarının denize ulaşan yamaçları ile adını taşıyan limanın içindeki bir yarımadanın üzerinde kurulmuştur.
M.Ö. 1400 yıllarında Gaşgalılar tarafından küçük bir köy olarak kurulan ilçemiz daha sonra Paflagonya Devletinin eline geçmiş, sırasıyla da; Hitit, Frig, Kimmer, Lidya, Pers, Büyük İskender, Roma ve Bizans İmparatorluklarının egemenliğine girmiştir.
1214 yılında I. İzzettin Keykavus zamanında Selçuklu Devleti’nin hakimiyetine giren Gerze, bir dönem Trabzon Rum İmparatorluğunun eline geçmiş nihayet 1459 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı İmparatorluğuna bağlanmıştır.

1896 yılında Sinop İlinin nahiyesi yapılan Gerze 1920 yılında aynı ile bağlı ilçe haline getirilmiştir.
13 Şubat 1956 tarihinde büyük bir yangın geçiren ilçemiz devlet tarafından yeniden imar edilerek modern bir ilçe haline gelmiştir.

Gerze’nin bilinen tarihi şu anda üzerinde kurulu bulunan 8 km² lik yerleşik alan göz önünde tutulduğunda M.Ö. 1800 yılında başlar. Köşk Höyük’te arkeolojik yüzey araştırmaları sırasında çıkarılan birtakım buluntular ve buluntuların Hititlere ait olduğunun saptanması Gerze’ nin erken Hitit döneminden beri yerleşime konu olduğunu kanıtlamaktadır. Hitit belgelerinde Gerze ve Sinop’ un içinde yer aldığı yöre ‘Arauanna’ olarak adlandırılmaktadır.
Gerze tarihi, Köşk Burnunda başlar. Tabi şu anda üzerinde fenerin bulunduğu küçük yarımada geçmiş zamanlarda denize doğru uzanan bir kara parçasıdır. Bu kara parçası zaman içinde denize kaymak sureti ile yok olmuş gibidir. Sinop ve çevresinde yapılan arkeolojik araştırmalar ilk yerleşimin Kalkolitik çağla [(Bakır-Taş), (M.Ö. 4500)] başladığını gösterir.
Gerze’nin Sinop arkeolojisi içindeki özel yeri; Samsun kıyı bölgesi de dahil Hititlere ait ilk ve tek buluntu merkezi olmasından kaynaklanır. Tarihsel süreç içinde ilkçağda bütün Karadeniz Bölgesinin belli bir süre egemenliğini kendi üzerinde tutan ve Gasgas (M.Ö. 2500 – M.Ö. 1330) adıyla bilinen kavmin kendine Gerze’yi üst olarak seçmesinin bunda rolü olabilir.

Sorkun Vadi’sinde ilk Tunç Çağına ait bir yerleşme alanı (M.Ö. 3000 – M.Ö. 2700), daha sonra vadiye yerleşmiş olan Helenistik dönem (M.Ö. 323 – M.Ö. 70) halkı tarafından keşfedilmiş ve bunlar tarih öncesi döneme ait eserlere zarar vermeden vadide yaşamaya devam etmişlerdir. Hatta Sorkun Vadisinin bu yeni sahipleri buldukları küçük tapınağa, topraktan yaptıkları kap kacakları bırakma alışkanlığı elde etmişler daha sonraki süreçte Asar Tepe olarak bilinen yerin kutsal olarak günümüzde anılmasına vesile olmuşlardır.
Kayıtlardan ilçemizin eski adının veya adlarının Zagora, Gürzühatun, Savetova, Argibete, Carusa olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Bunlardan ‘Carusa’ adı, ‘Gerze’ adının geldiği kaynak olarak gösterilmektedir. Ancak Gerze’ de yüzey araştırmaları sonucunda çıkan buluntular bu düşünceyi destekler nitelikte görünmemektedir. Gerçekten California State Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Owen Doonan başkanlığında,

‘Sinop Bölgesi Arkeolojisi’ çalışmaları kapsamında 2003 yılından beri yürütülen arkeolojik yüzey araştırmaları çerçevesinde heyet; Gerze’nin 1 km kuzey batısında (Uçuk diye anılan mevkii) Helen ve Roma döneminden kalma büyük bir yerleşme bölgesini ortaya çıkarmış bulunmaktadır. Prof. Doonan, bu yerleşim alanını büyük bir olasılıkla Karusa (Carusa) olarak düşünmektedir.

Osmanlılar zamanında Tahrir defterinde yerleşim biriminin adı Gerze olarak belirtilirken 1864 Vilayet Nizamnamesiyle getirilen düzenleme sonrasında bir ara Gerze için ‘Kasaba’ adı da kullanılmıştır.

Merhaba Gerze!

Gerze’ye hoş geldiniz. Bu sizin ilk geziniz. Bu geziyi düzenleyin ya da erteleyin. Sonra gezmeye başlayın!

Gerze.net: Yerel işletmeler ve gezilecek yerleri keşfet!.