|
Düz siyah
renkli, ibikleri çatallı ve boynuz
gibidir.Gagası, incik, oynak deri ve
pulları siyah; beden derisi, kulak
lobları, yumurtasının kabuğu beyazdır.
Her doğan günü müjdeleyen bir de
horozları vardı Gerze'nin.Sabahın
sessizliğinden yankılanarak uyandıran o
güzel sesinde mutluluk dilekleri vardır
herkes için. Sadece görevi yeni doğan
güneşi müjdelemek değildir.Gelen
konukları da ilk karşılayan
odur.Sembolik görüntüleriyle de olsa
gururlu, kendine özgü edasıyla ilçeye
gelen konuklarımıza Gerze horozlarının
meşhur oluşlarını anımsatır.
''Vakit nakittir.''
sözü sanki onlar için
söylenmiştir.Sehere vakti başlayan
görevleri öğle, ikindi, akşam, yatsı ve
gecenin 12.00 sinde düzenli ötüşleriyle
son bulur.
Simsiyah ve parlak tüylerinde yansıyan
güneş ışınlarının tüm renklerini görmek
mümkündür.Bu güzel görünümü kıpkırmızı
ibikler tamamlar.''V'' harfini andıran
ibiklerindeki beyaz papatya
görünümündeki küpeler haklı bir üne
kavuşmasını sağlamıştır.Ayak ve
mahmuzlarının uzun olması yemini çökerek
yemesine neden olur, bu da onu diğer
ırklardan ayıran bir özelliktir.
Sahibini çok iyi tanır.Kıskançtır,
disiplinlidir, dövüşçüdür.Haremindeki
tavuklarını koruması, onlara sahip
olması onun iyi bir aile reisi olduğunu
ortaya koyar.
Uysal ve yumuşak başlı tavuklarının
yumurtası çifte sarılı ve beyaz
kabukludur.Dış görünüşleri ile
horozlarına çok benzerler.İri yapılı ve
eti de oldukça lezzetlidir. Halen
soyları devam etmektedir.Yöreye kendi
simgesini veren bu hayvanları halkımız
çok sevmekte ve günümüze kadar gelen
öykülerini ilgi ile dinlemektedir.
''Gerzeli İstanbul'a yaptığı bir
seferi sırasında horozunu da yanında
götürür.Gemisini Dolmabahçe önlerinde
demirler.Aynı görevini İstanbul'da da
sürdürmeye devam eden horoz öterek
sesini orada da duyurur.Bu sesi duyan o
günün padişahı merak eder ve horozu
görmek ister.Amacı kendi horozları ile
dövüştürmektir.Karşılaşmayı padişahın
horozunu yenen Gerze horozu kazanır ve
hak ettiği ününü bir kez daha kanıtlamış
olur.'' |